Mutluluğun Formülü
İnsan bir bakımdan mutlu olmak için yaşar. Belki bu dünya için belki öbür dünya için. Bazı durumlarda evet mutlu olunur, fakat mutluluk bir süre sonra kaybolur gider. Tekrar mutluluğu aramaya koyulur insan, o isteğe ulaşıldığında bir daha mutsuz olmayacakmışçasına. Nitekim sürekli mutlu kalınamıyor. Peki insan neden kendini sürekli mutlu hissedemez ?
Aslında hayata devam etmemizin 1 sebebi de bu dünyada ya da diğer dünyada mutlu olma çabasıdır. Peki neden kendimizi sürekli mutlu hissetmiyoruz? Sosyal medyaya bakıyoruz herkes gülücükler saçıyor, arabayla geziyor, tatiller yapılıyor, eşiyle sevgilisiyle gezmeler oluyor ve fotoğraflar paylaşılıyor. Bir bakıyorsun e ben bunların hiçbirini yapmıyorum demek ki ben eksik kalıyorum. Kendini o sahte evrendeki sahte gülücüklere kaptırıp kötü hissediyorsun. Bir düşünelim yaşadığı hayatı bu kadar gözümüze sokmaya çalışan bu insanlar bu kadar mutlu olabilir mi? Onaylama ihtiyacı duyuyor, beni gör diyor, beni beğen diyor. Bu kişiler sosyal medyanın etkisiyle narsist bir yönelime eğilmektedir. En ufak bir kargo siparişinde bile sanki hayattaki en önemli şeymiş gibi seviniriz, rahatlarız veya mutlu oluruz. Fakat alınan ürünün değeri her geçen gün biraz daha düşmeye başlar. O siparişin tesliminden sonra beyin dopamin salgılamıştır. Kişi haz duymaya başlamıştır ve mutlu olduğunu sanmıştır. Fakat ürünün teslimiyle birlikte o mutluluk günden güne günden güne düşer. ve hatta bir süre sonra belki de o ürünü hiç kullanmayız. Sonrasında sıradaki haz için bir sonraki sipariş eklenir. Sırf o hazzı o mutluluğu yakalayabilmek adına. Bir araba da olabilir, bir ev de olabilir veya herhangi bir eşya da olabilir. Sanki ona ulaşınca sürekli mutlu olacak ve hiçbir zaman mutsuz olmayacakmışız gibi düşünülür. Fakat haz belirli seviyede sabit kalan bir şey değildir. Mesela vücut fiziksel bir acı hissettiğinde beyin onu çok şiddetli bir şekilde algılar. Sonrasında zaman geçtikçe o acı yavaş yavaş yavaş yavaş azalır ve uyuşmaya başlar. Mutlulukta böyledir. Sadece bir olaya bağlı kalıp şartlandırılırsa o olay o istek o ihtiyaç gerçekleşmediğinde kişi strese veya depresyona girebilir. Gerçekleşmesi halinde de önce mutluluk ve haz sağlanır. Sonrasında o mutluluk normale iner.
Kendimize ulaşılabilir hedefler koyarak kendimizi ara ara ödüllendirebiliriz. Sevgili dostlar kendimizi dışardakilerle kıyaslamayacağız. Kendimizi olduğumuz gibi kabul edip şükretmesini bileceğiz, anı yaşayacağız, şu anı yaşamaktan keyif almaya bakacağız. Geleceği, gelecekte ulaşabilecek durumları gereğinden fazla kafaya takmayacağız. Sürekli gelecek planlamaları, ertelemeler olumsuz hayalperest düşünceler anı yaşamayı engellemektedir. Geçmişe baktığımızda o anda fark edemeyip fakat şu an düşündüğümüzde ne kadar mutluymuşuz dediğimiz anılarla doludur. Aslında şu anda öyle. Biz sadece şu anı yaşamayı bilemiyoruz. Sürekli sonrasını olacakları düşünerek aslında bugünü şu anı yaşamayı engelliyoruz. Demem o ki mutluluk sürekli olarak yüksek kalıp yüksekte devam eden bir şey değildir. Belirli bir süre yükselir sonrasında normale iner. Belirli normalde seyreder. Bazı durumlarda elbette ki mutsuzluk olacak, mutsuzlukta önce yükselecek ve sonra standarda normale inecek.